Yapılan bir araştırma sonucunda, depresyonlu ebeveynlerin çocuklarında da depresyon riskinin yüksek olduğu tespit edildi. Sağlıklı ebeveynlerin çocuklarında bu riskin daha düşük olduğu savunuluyor.
Depresyon sıklıkla ergenlik döneminde ortaya çıkıyor. Depresyonu olan bir ebeveyne sahip olmak bilinen en büyük risk faktörlerinden birisi olarak karşımıza çıkıyor. Yapılan araştırmalar, depresyonlu ebeveyne sahip olan gençlerin diğer gençlere göre depresyon riskinin iki ile üç kat daha fazla olduğunu gösteriyor.
Araştırmanın daha da detaylandırılması için, Columbia Üniversitesi araştırmacıları 7.000’den fazla çocuğun beyin görüntülerini analiz etmiştir. Yapılan bu çalışma aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan türünün en büyük çalışması olarak nitelendirdiler.

Seçilen bireyler içerisinde çocukların yaklaşık üçte biri yüksek risk altındaydı çünkü depresyonlu ebeveynlere sahiplerdi. Bu çocuklarda, ödüllendirme, motivasyon ve zevk deneyimi ile bağlantılı olan beyin yapısıda bulunan putamen (Beyin bazal çekirdeklerinden lentiform çekirdek), depresyon öyküsü olmayan ebeveynlerin çocuklarından daha küçüktü. Çalışma yakın zamanda Amerikan Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Akademisi Dergisi’nde yayınlandı.
Randy Auerbach bir üniversite haberinde, “Bu bulgular, başlangıçta en yoğun dönemlerde depresif bozuklukların gelişmesine yol açabilecek potansiyel bir risk faktörünü vurgulamaktadır.” dedi. New York City’de bulunan Doktorlar ve Cerrahlar Koleji’nde tıbbi psikoloji doçenti olan Auerbach, önceki araştırmaların daha küçük putamen hacmini, depresyon, madde kullanımı, psikoz ve intihar davranışlarında yer alan zevk deneyimini azaltma kabiliyetine bağladığını belirtti.
“Bu nedenle, daha küçük putamen hacminin, geniş tabanlı zihinsel bozukluklara karşı savunmasızlık yaratabilecek bir tanısal risk faktörü olabilir” dedi.
Klinik nörobiyoloji profesörü yardımcısı olan çalışma lideri David Pagliaccio, ailevi risk taşıyan çocukların beyinlerindeki farklılıkları anlamanın, depresyon gelişebilecek gençlerde yüksek olasılıkları olanların belirlenmesine yardımcı olabileceğini ve tedavinin iyileştirilmesine yol açabileceğini söyledi.
Pagliaccio, “Çocuklar en büyük risk dönemlerinden birinde 10 yıllık bir süre boyunca takip edileceğinden, azalmış putamen hacimlerinin özellikle depresyonla mı yoksa zihinsel bozukluklarla mı ilişkili olduğunu belirleme konusunda eşsiz bir fırsatımız var” dedi.