Diyabet hastalığı, pankerastan salgılanan insülin hormonunun yeterli seviye salınamaması veya yeterli miktarda salınsa dahi vücut tarafından etkili şekilde kullanılamaması durumunda oluşur. Kanda artan şeker miktarı insülin tarafından kontrol edilememektedir. Tip 1 ve Tip 2 gruplarında incelenen diyabet hastalığı kroniktir ve ömür boyu tedavi gerektirir. Doktor gözetiminde uygulanan ilaç tedavisi ve yaşam değişikliği sonucunda diyabet şikayetleri en aza indirilebilmektedir. Ancak geç tanı veya tedaviye özen gösterilmemesi durumunda komplikasyon gelişme riski fazladır. Kan damarları ve sinir harabiyetini hasara uğratan diyabet hastalığının oluşturabileceği komplikasyonlar;

  • Anjiopati: Atardamar, toplardamar ve kılcal damarlar dahil tüm kan damarlarının patolojik olarak değişime uğramasıdır.
  • Nöropati: Nöro ‘sinir’ anlamına gelmektedir. Nöropati, sinir hücrelerindeki hasarı tanımlamaktadır.
  • Nefropati: Böbrek fonksiyonlarının yetersizliğe uğraması sonucunda böbrek hasarı/yetmezliği görülmesidir.
  • Retinopati: Gözde kan damarlarının bulunduğu ağ tabaka ve retina bölümünün hasara uğramasıyla birlikte görme problemlerine yol açmaktadır.

Bu komplikasyonlar diyabet tanısının konmasından sonra ki 12-14 yıl içerisinde görülebilmektedir. Yavaş seyirli seyreden şikayetlerin ciddiye alınmaması durumunda organ kayıpları meydana gelebilmektedir.

Nöropati ve Diyabetik Ayak

Diyabet sıklıkla alt ekstremite organları tahribata uğratır. Bu duruma diyabet hastalarının yaklaşık olarak % 30-50’sinde rastlanmaktadır. Nöropati, diyabetik ayak oluşumunun en önemli nedenlerinden biridir. Halk arasında şeker ayağı olarak tanımlanan ‘diyabetik ayak sendromu’ motor, duyu ve otonomik sinir fonksiyonlarının bozulmasıyla ortaya çıkmaktadır. Genellikle basıncın fazla olduğu noktalarda oluşmakla birlikte ayak sırtında da oluşabilmektedir. Sinir hücreleri, glikozun artmasından dolayı zarar görmeye başlar. Zarar görmüş olan sinir hücrelerinin dokuları his duygusunu kaybeder. Oksijen ve besin yönünden beslenemeyen sinirler duyu kaybının yok olmasıyla birlikte gelişebilecek çarpma, vurma gibi travmalar sonucunda kişi ağrı veya acı hissedemez.

Nöropati genellikle sinsi ilerleyen bir komplikasyon türüdür. Diyabet hastaları ayaklarına darbe aldıklarında ağrısını hissetmez, yalnızca uyuşukluk, yanma hissi ve ayakta soğukluk şikayetleri vardır. Üzerinde fazla durmazlar ve sonucunda deforme olmuş doku üzerine basmaya ve hareket etmeye devam ederler. Ancak bu durum her hastada görülmemektedir. Bazı hastalar ağrıyı hissederler ve hatta ayağına dokunulduğunda ciddi bir acı hissettiklerini dile getirmektedirler. İlerleyen sinir ve doku harabiyeti kişide boşlukta yürüyormuş hissi vermeye başlar. Zaman içinde doku yüzeyinde ülser oluşumu gözlenir.

Diyabetik Ayak Derecelendirilmesi

Diyabet hastalarında diyabetik ayak görülme riski oldukça yüksektir. Hastaneye başvuran diyabet hastalarının en büyük yakınmaları ayaklarında oluşan yara, ağrı ve uyuşukluk hissidir. Tedavi altına alınan hastalarda öncelikle ülserizasyonun derecesi belirlenmektedir.

Evre O : Diyabetik ayak ülseri görülmemektedir. Ancak kişi diyabetik ayak açısında risk grubunda sayılmaktadır. Hastanın düzenli olarak uzman doktor tarafından takip edilir. Oluşumunu önlemek adına ciddi bir özen gösterilmesi gerekir. Hasta diyabetik ayak konusunda bilgilendilir ve gerekli özen gösterilirse komplikasyon oluşumu önlenmiş olur.

Evre 1 : Ayak üzerinde yüzeyel bir lezyon vardır. Deri veya deri altı dokusu lezyona dahil olabilir. Özellikle basıncın fazla olduğu parmak uçları ve topuk bölgesinde sık rastlanmaktadır. Oluşan ülser temiz veya enfeksiyonlu görülebilmektedir. Nasır oluşumları gözlenebilir. Nasırlar hissiyatı azalttığından dolayı öncelikle nasır tedavisi önerilmektedir. Sonrasında hasta istirahati sağlanır ve önerilen tedaviye uyulmalıdır. Düzenli pansuman sonucunda enfeksiyon gelişimi de önlemiş olur.

Evre 2 : Dokuda derin bir lezyon oluşmuştur. Genellikle enfeksiyona da rastlanmaktadır. Tendon, kemik ve eklemleri etkilemiş olabilir. Bölgede sıcaklık artışı, kızarıklık ve ödem gözle görülür biçimdedir. Kemik dokusunda enfeksiyon oluşumu görülmemektedir. Hastalar doktor tedavisine uyum göstermelilerdir.

Evre 3 : Ayakta derin bir ülser oluşumu söz konusudur. Apse oluşumu ve osteomyelit adı verilen kemik enfeksiyonu görülür. Yara çapı saptandıktan sonra hekim uygun tedaviye başlamaktadır. Doku kültürü alınır ve enfeksiyon kontrol altına altına almak için tedavi uygulanır.

Evre 4 : Ayak önünde ve parmaklarda gangren oluşumu görülmektedir.

Evre 5: Ayağın büyük bir bölümünde gangren görülmektedir. Evre 4 ve 5’de ilerleyen durumlarda eğer doku hasarı onarılamayacak kadar büyük ise hastalara amputasyon tedavisi önerilmektedir.

Diyabetik Ayak Yaralarına Karşı Korunma Yöntemleri

  1. Hastalar her gün ayaklarını kızarıklık, morarma, sıcaklık artışı ve yara yönünden kontrol etmeliler.
  2. Ayakların sadece üst değil alt ve arka bölümlerinin de kontrol edilmesi gerekmektedir.
  3. Ayak üzerinde oluşan küçük yara ve çizikler ilerlediği taktirde diyabetik ayak oluşumu riski vardır. Muhakkak yara ve çizikleri doktorunuza gösteriniz.
  4. Nasır oluşumları hissiyatı azalttığından dolayı diyabetik ayak gelişme riski artmaktadır. Nasır oluşumu gözlüyorsanız doktorunuza başvurunuz.
  5. Tırnaklar kesilirken kenarlarının deriye bası yapmasını önlemek için dikkatli davranmalısınız.

Diyabetik Ayakta Bakım Önerileri

  1. Her gün belirli saatlerde şeker ölçümü yapılmalı ve not edilmelidir.
  2. Hastalar çıplak ayakla dolaşmamalı mutlaka terlik tercih etmelilerdir.
  3. Ayağa vurmayan, sıkmayan ayakkabılar tercih edilmelidir.
  4. Tırnak kenarlarında kızarıklık ve sıvı oluşumu gözleniyorsa doktora başvurulmalıdır.
  5. Ayaklar her gün ılık su ile yıkanmalı ve asla nemli/ıslak bırakılmamalıdır.
  6. Doktor tedavisi dışında merhem, sabun veya benzeri ilaç uygulamalarından kaçınılmalıdır.
  7. Su toplamasını önlemek için ayağı sıkan ayakkabılar giyilmemeli ve pamuklu çoraplar tercih edilmelidir.
  8. Doktor tarafından önerilen ilaç ve kremler düzenli olarak kullanılmalı. Eğer pansuman öneri varsa aksatılmamalıdır.