REKLAM

Antarktika’nın üzerindeki ozon tabakası günden güne iyileşmeye devam ediyor. Hatta o kadar büyük bir iyileşme gözlemlendi ki Güney Yarımküre atmosferinde yaşanan endişe verici değişimlerin çoğu sona erdi. Eğer teşekkür edecek birini arıyorsanız, tüm dünyaya teşekkür edebilirsiniz.

Yeni bir araştırma, Güney Yarımküre çevresinde oluşan hava akımlarındaki bazı rahatsız edici değişikliklerin duraksamasından hatta tersine dönmesinden, Montreal Protokolü’nün sorumlu olabileceğini düşünülmektedir. Montreal Protokolü, ozon tabakasını incelten maddeler (ODS)’in üretilmesini sonlandırmayı hedefleyen sözleşmedir. Yüksek rakımda gezegenimizin kutuplarına doğru dönen hızlı hava akımları ‘jet rüzgarları’ olarak bilinmektedir. Bu yüzyılın başlangıcından önce incelen ozon tabakası, güneyde oluşan jet rüzgarlarını her zamankinden daha güneyde sürüyordu. Bu da yağış düzenlerini ve okyanus akıntılarının değişmesine neden oldu.

Tüm bunlardan sonra, sözleşme imzalandı ve yaklaşık on yıl sonra bu değişim aniden sona erdi. Bu bir tesadüf müydü?

Araştırmacılar bir dizi model ve bilgisayar simülasyonu kullanarak, hareketteki oluşan duraklamanın sadece rüzgarlarda görülen doğal değişimlerden kaynaklanmadığını göstermiştir. Bunun yerine, sadece ozonda meydana gelen değişikliklerin, jet rüzgar sürüklenmesinin neden aniden durduğunu açıklayabilmiştir. Başka bir deyişle, Montreal Protokolü’nün, bu jet rüzgarlarının güney göçünü duraklattığı, hatta hafifçe tersine çevirmiş olduğu görülmektedir. Örneğin jet rüzgar akışındaki değişiklikler, Avustralya’da yağmuru kıyı alanlarından uzaklaştırarak kuraklık riskini artırmıştı. Ancak bu eğilim tekrar tersine dönerse, yağmurlar geri dönebilir.

Yapılan çalışmada yer almayan Melbourne Üniversitesi’nde organik kimyager olan Ian Rae, “Soğuk hava getiren ‘hava kuşakları’ güney kutbuna doğru daralıyordu ve bu yüzden son otuz yıldır Güney Avustralya’da son yağışlar azalmıştı. Ozon tabakası iyileşiyorsa ve bu dolaşım kuzeye doğru hareket ediyorsa, bu iki cephede için iyi bir haber demektir.” Tüm bu olanlara rağmen kutlamayı uzun tutamayabiliriz. ODS’lere olan bağımlılığımızın azaltılmasındaki gelişmeler, ozonun bir miktar iyileşmesine olanak sağlasa da, karbondioksit seviyeleri yukarı doğru hareket etmeye ve tüm bu ilerlemeyi riske atmaya devam ediyor.

Güney Kutbu’ndaki ozon deliği, 1982’den bu yana kayıttaki en düşük seviyesine ulaştı, ancak sorun çözülmedi ve bu durum atmosferin o katmanında görülen ve olağandışı şekilde ılıman olan sıcaklıklarla ayakalı olabilir. Dahası, son yıllarda, Çin’deki sanayi bölgelerinden gelen ve ozon tabakasına zarar veren kimyasallarda ciddi bir artış oldu.

Colorado Boulder Üniversitesi’nde atmosfer kimyacısı olan Antara Banerjee, “Bunu bir ‘duraklama’ olarak adlandırıyoruz, çünkü kutuplara doğru yaşanan dolaşım eğilimleri devam edebilir, sabit kalabilir veya tersine dönebilir.” diyerek sözlerine şöyle devam etti: “Son derece iyileşen ozonun ve artan sera gazlarının ters etkileri arasında bir çekişme yaşanıyor. 

Montreal Protokolü, küresel ve acilen bir harekete geçersek başlattığımız hasarın durdurulmasına ve hatta tersine çevrilmesine yardımcı olabiliriz. Ancak şimdi bile, sera gazı emisyonlarındaki istikrarlı artış, böyle bir eylemin yeterli olmadığını hatırlatıyor.

Çalışma Nature dergisinde yayınlandı.

Kaynak:

https://www.sciencealert.com/the-ozone-layer-is-healing-and-that-s-good-news-

REKLAM