REKLAM

Ay bizim sürekli yoldaşımız ve Dünya’nın tek doğal uydusu. Yaklaşık 2,159 mil (3,475 kilometre) çapında olması onu cüce gezegen olan Plüton’dan daha büyük olduğunu gösteriyor. Ay, gezegenimizin boyutunun dörtte biri olmakla birlikte daha düşük bir yoğunluğa sahiptir, yani yerçekimi Ay’da Dünya yüzeyinden 0.17 kat daha güçlüdür.

Ayın Oluşum Evresi

Ayın oluşumu hakkında ön sırada olan teori, 95 milyon yıl önce meydana gelen güneş sisteminin oluşmasından kısa bir süre sonra, yaklaşık 4.5 milyar yıl önce ortaya çıktığını göstermektedir. O zamanlar yerel gezegenler arasında çok büyük uzay kayaların uçtuğu biliniyor. Gökbilimcilerin varsayımlarına göre Dünya’ya Mars büyüklüğünde Theia adında bir gök taşı çarpmıştır. Çarpışma dünyamızı büyük ölçüde eritmiş ve ayı oluşturan parçalara ayırmıştır.

Bazı gökbilimciler; Theia, gezegenimizi buharlaştırdıktan sonra Sinestia denilen erimiş bir kayaya dönüştürdüğünü öne sürüyor.  Uzay yeniden soğuduğunda, dış kenarlarında olan küçük “aycıklar” birleşerek Ay’ın kendinisi oluşturuyor.

Başlangıç hikayesi ne olursa olsun, Ay insanlık tarihi boyunca bizimle birlikte olmuştur ve eski dillerde farklı şekilde isimlendirilmiştir. Uydumuzun Latince kelimesi Luna’dır – İngilizce “ay” kelimesi bundan türetilmiştir. Yunanca’da Selene, bize “selenoloji” kelimesini veya ayın jeolojisini inceleyen efsanevi bir Ay tanrıçasının adıdır.

Ay Dünya’dan Ne Kadar Uzakta?

Ay, Güneş’ten sonra en parlak ikinci gezegen olarak gökyüzünde yerini almıştır. Işığını güneşten alır ve bu ışığı yüzeyden Dünya’ya doğru yansıtır. NASA’ya göre Ay, gezegenimizden ortalama 238.855 mil (384.400 km) uzak bir yörüngede dönüyor.

Yerçekiminin neden olduğu gelgit etkileşimleriyle düzenli olarak hareket eden gezegenimizin okyanusları için de bir takım sonuçları vardır. Ayın yerçekimsel çekişine en yakın yeryüzünde yüksek gelgit oluşurken, aynı zamanda gezegenimizin diğer tarafında suyun eylemsizliği gerçekleşir. Bu iki nokta arasındaki zamanlarda düşük gelgitler oluşur.

Ayın Yüzey Farklılığı

Ay’ın yüzeyinde büyük, karanlık şekiller görülebilir. Bunlar “maria” veya Latince deniz olarak bilinir, çünkü bir zamanlar ay yüzeyinde su kütleleri olduğuna inanılıyordu. Bugün araştırmacılar, bu alanların milyarlarca yıl önce lavın Ay yüzeyinden akmasıyla Ay’ın kabuğundan oyulduğunu belirtiyorlar.

Kraterler çeşitli uzay nesneleri tarafından aldığı darbelerin sonucu olarak ayın yüzeyinin şekillenmesine neden olmuştur. Ay’ın yok denecek kadar az atmosferi ve aktif plaka tektoniği olmadığından dolayı erozyon, onları oluşturan bu izleri silmeye yetmez. Ay’ın uzak tarafında, en eski ve en derinleri olan 1.550 mil genişliğinde ve 13 mil derinliğinde bir deliği vardır. Güney Kutbu – Aitken Havzası olarak adlandırılan bu deliğin nasıl oluştuğuna dair bilim adamlarının halen bir görüşü yoktur.

Ay yüzeyi  % 43 oksijen, % 20 silikon, % 19 magnezyum, % 10 demir, % 3 kalsiyum, % 3 alüminyum, % 0.42 krom, % 0.18 titanyum ve % 0.12 manganezden oluşmuştur. Ayrıca Ay’da yapılan çalışmalar sırasında karanlık bölgelerde az miktarda suyun bulundu bilinmektedir.

Ay’ın kabuğu ortalama 70 km (42 mil) derinliğindedir ve 1.330 km (825 mil) kalınlığında olduğu düşünülmektedir. Ay çoğunlukla demir ve magnezyum bakımından zengin kayalardan oluşmuştur. Nispeten küçük sayılabilecek çekirdeği kütlesinin sadece % 1 ile % 2’sini oluşturur ve yaklaşık olarak 680 km (420 mil) genişliğindedir.

Ayın Atmosferi

Son derece ince bir gaz atmosferi, santimetre küp başına sadece 100 molekülden oluşarak Ay’ı örtüyor. Dünya’nın deniz seviyesindeki atmosferi, santimetre küp başına yaklaşık milyar milyar kat daha fazla moleküle sahiptir. Tüm ay gazlarının toplam kütlesi yaklaşık 55.000 lbs’dir (25.000 kilogram) -yüklü bir damperli kamyonla yaklaşık aynı ağırlıktadır-

Ay atmosferinin argon-40, helyum-4, oksijen, metan, azot, karbon monoksit, karbon dioksit, sodyum, potasyum, radon, polonyum ve hatta az miktarda su içerdiği bilinmektedir. Ay tozu, ay toprağından mikrometeoritler tarafından parçalanmış son derece keskin ve küçük volkanik cam parçalarından oluşmuştur.

Su molekülleri çok ısındığında bulunduğu Ay yüzeyinden ayrılarak yüzeyin daha soğuk bölgelerine ve atmosfere doğru yüzer. Ay çok yakın olduğunda, Uzay Çağı’nın başlangıcından bu yana insanların önemli bir keşif hedefi oldu ve Dünya’nın yanı sıra insanların ayak bastığı tek gezegen olarak kaldı. Apollo sırasında ayın üzerine yerleştirilen aletler, bilim insanlarına büyük miktarda veri sağladı.

REKLAM