Göz, önüne gelen ışığı algılayıp kırarak beyine ulaştırır. Beyinin görme merkezinde yorumlanan ışık görüntü olarak göz önüne düşmektedir. Göz katmanlarından ve görme olayının gerçekleşmesinden ayrıntılı olarak bahsetmiştik.  Katmanlardan oluşan göz yapısında doğuştan veya sonradan farklı nedenlere bağlı olarak  görme bozuklukları oluşabilmektedir. Katmanlar arasında iletişimin aksamadan devam etmesi göz sağlığı açısından oldukça önemlidir.  Genellikle genetik olarak aktarılan görme kusurları çoğu günümüz teknolojisiyle tedavi edilebilmektedir.

1. Miyop ( Uzağı görememe) : Latince’de kısık göz anlamına gelen miyop, yakını net görme fakat uzağı görmede sıkıntı yaşamaktır. Göz yuvarlağının uzun ya da göz merceğinin şişkin olmasıyla ortaya çıkmaktadır. Görüntüler retinanın önünde oluşmaktadır. Yani gözün ön ve arka çapı arasında ki mesafenin normalden fazla olması durumudur. Kişiler çoğunlukla 2 metre öteyi görememekten, gözlerini kısarak bakmaktan şikayetçidirler. Genellikle genetik geçiş söz konusu olduğu düşünülmektedir. Genetik geçişin yanı sıra loş ortamlar, fazla okuma-yazma, özellikle sınava hazırlanan gençlerde çok sık görülmektedir.

Anne-babada miyop tanısı varda çocuğun 2-3 yaşlarında mutlaka göz doktoruna muayene ettirilmesi gerekmektedir. Okul öncesi çocuklarda tahtayı görememe şikayetiyle ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca diyabet hastası veya katarakt problemi olan bireylerde miyop gelişme riski daha fazladır.

Miyop tedavisinde göz numarasının doğru saptanmış olması büyük önem taşımaktadır. Doktor muayenesi sonucunda lens, gözlük veya lazer tedavisi önerilmektedir. Lazer tedavisinin yapılabilmesi için 18 yaşını doldurmuş olmak, son 2 sene içerisinde göz numarasının değişmemiş olması, miyop seviyesinin 10’un altında olması ve diyabet, romatizma gibi rahatsızlıkların olmaması gerektiği söylenmektedir.

2. Hipermetrop (Yakını görememe) : Kornea ve göz merceğinde kırılan ışık retinanın arkasında oluştuğunda yakını görememe şikayeti başlar. Göz küresinin normalden kısa olması halinde kırma kuvveti azaldığında ortaya çıkmaktadır. Genetik geçişin söz konusu olduğu hipermetropta çevresel faktörlerde etkili olabilmektedir.

Küçük yaşlarda başlayan şikayetlerle doktora başvurulması gerekmektedir. Özellikle ileri yaşlarda lensin kırılma kuvveti azalmaya başladığından dolayı yaşlılarda sık olarak rastlanmaktadır. Yaşlılarda ortaya çıkan yakını görememe presbitlik olarak tanımlanmaktadır. Kişilerde göz etrafında ağrı, bulanık ve yakını görememe şikayetleri vardır. İnce kenarlı merceklerden yapılmış gözlük ve lens tedavisiyle kişi yakını rahat bir şekilde görmeye başlar.

3. Astigmat (Bulanık görme) : Astigmatizm kısaca bulanık görme olarak tanımlanmaktadır. Korneada oluşan deformasyon sonucunda ışık düzenli olarak kırılmaz ve dağınık bir şekilde retinaya ulaşır. Bu durum korneada ya da göz merceğinde şekil bozukluklarının olmasıyla ortaya çıkmaktadır. Sağlıklı bir kornea yuvarlaktır fakat astigmatlı korneada yumurta şekli vardır.

Işığın düzensiz kırılmasıyla birlikte birden fazla görüntü oluşur. Görüntü sayısının artmasıyla, bulanık ve çift görme şikayetleri başlar. Görüntünün net olmaması kişilerde baş ağrısı, gözlerde ağrı, göz altlarında morarma ve sık sık arpacık çıkması şikayetlerini de beraberinde getirmektedir. Astigmat tanısı konan kişilerde çoğunlukla miyop veya hipermetrop tanıları da bulunmaktadır. Genetik geçişin olduğu, dış faktörlerin etkisi olmadığı söylenmektedir.

Astigmat tedavisinde yine derece göre tedavi hekim tarafından önerilmektedir. İlerleyen astigmatta genellikle gözlük tedavisi önerilir. Kişiler uygun numaralı gözlüklere 4-5 gün içerisinde alışmaktadırlar. Ancak alışma sürecinde gözlük takıldığında düşme hissi, zemini yamuk görme, baş dönmesi ve mide bulantısı şikayetleri sık sık belirtilmektedir. Göz merceği kendisini yeni bir merceğe alıştırmaya çalışmaktadır. Alışma süresinde düşme ve olası kazalardan korunmak için dikkatli hareket edilmesi gerekmektedir.

4. Katarakt : Özellikle yaşlılıkla birlikte ortaya çıkmaktadır. Göz merceği normalde saydam bir yapıdadır. İlerleyen yaşlarda saydamlığını kaybederek matlaşmaktadır. Kişiler bu durumu ‘buğulu bir camın arkasından bakmak’ olarak ifade etmektedirler. Çoğunlukla yaşlılarda görülmekle birlikte yeni doğmuş bebeklerde, diyabet hastalarında ve fiziksel travmalar sonucunda oluşabilmektedir. Bebeklerde oluşma nedeni annenin gebelik sürecinde enfeksiyon geçirmiş olması veya ilaç kullanması gösterilmektedir. Ancak her hangi bir nedene bağlı olmaksızın da gelişebilmektedir.

Şikayetler genellikle görmenin zamanla azalması, çift görme, bulanık görme, karanlıkta görme sıkıntıları ve renklerin net olarak algılanamamasıdır. Günümüzde ilaç ya da gözlük tedavisi mümkün olmayan bir görme kusurudur. Doktor muayenesi sonrasında tedavi seçeneği olarak cerrahi önerilmektedir. Ameliyat sırasında saydamlığını kaybetmiş olan mercek çıkartılarak yeni bir mercek yerleştirilmektedir. Uzman doktorun önermiş olduğunda tedavi sonucunda şikayetler ortadan kalkmaktadır.