Kalp, vücudun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için bir pompa görevi görmektedir. Vücudun tüm hücrelerinden gelen kirli kan kalbin sağ odacıklarına dolar ve temizlenmek üzere akciğere gönderilir. Akciğerlerde temizlenip, oksijenlenen kan kalbin sol odacıklarına dolar. Kalbin kasılarak temizlenmiş olan kan vücuda gönderilir.

Kanın kalpten vücuda gönderilmesiyle birlikte atardamarlarda basınç oluşmaktadır. Oluşan bu basınca ‘kan basıncı’ adı verilir.

  • Kalp kasılarak, temizlenmiş kanı vücuda göndermek için en yüksek basıncı oluşturmak zorundadır. Atardamalar içinde oluşan bu yüksek basınca büyük tansiyon yani sistolik basınç denmektedir.
  • Kalp gevşeyerek, atardamar içinde ki basıncı en aza indirir ve kan pompalanması sona erer. Atardamar bu esnada elastikiyetini kullanarak eski haline geri döner. Bu duruma da küçük tansiyon yani diastolik basınç denmektedir.

Kalbin kaslarının bu işlevi yerine getirirken vücuttan sürekli kirli kan toplanır, temizlendikten sonra tekrar vücuda gönderilir. Kalp pompalama görevini gün içinde yaklaşık 130.000 defa yapmaktadır. Her kasılıp-gevşeme esnasında atardamara uyguladığı basınçla birlikte bir tansiyon değeri oluşturmaktadır. Yapılan araştırmalarda sağlıklı bir bireyde olması gereken tansiyon değeri büyük 120 mmHg, küçük 70 mmHg olarak saptanmıştır. Çeşitli nedenlere bağlı olarak kişilerin tansiyon değerlerinde yükselme veya düşme görülebilmektedir. Kan basıncı çeşitleri; hipertansiyon (yüksek) ve hipotansiyon (düşük)  olarak 2 grupta incelenmektedir.

1. HİPERTANSİYON (YÜKSEK TANSİYON) NEDİR ?

Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı araştırmada tüm dünya genelinde hipertansiyon hasta sayısının  1,5 milyondan fazla olduğu belirtilmiştir. Günümüzde her 3 kişiden 1’inde görülen hipertansiyon, atardamar içinde ki kanın damar duvarına yaptığı basıncın yüksek olmasıdır. Damar duvarına yapılan basınç zamanla damarda harabiyete, yırtılmaya ve tıkanıklığa neden olmaktadır. Kan basıncı değerinin 140/90 mmHg üzerinde seyretmesi hipertansiyon olduğunu gösterebilir. Tabi ki bu değer tek başına yeterli değildir. Uzmanlar tarafından yapılan gerekli tahliller sonucunda kesin tanı konulabilmektedir.

Hipertansiyon Nedenleri;

Hipertansiyonun oluşumunu etkileyen birçok neden vardır. Genetik yatkınlık, kronik hastalıklar, stres ve bazı ilaçlar bunlardan bazılarıdır. Bu nedenlerin yanı sıra;

Fazla tuz tüketimi; yapılan araştırmalara göre günlük tuz alımının 6 gramdan fazla olmaması gerekmektedir. Bu da yaklaşık olarak 1 tatlı kaşığı kadardır. Öğünlerimiz içerisinde ekmek, peynir, yoğurt, et ve zeytin gibi sürekli tükettiğimiz besinler günlük tuz ihtiyacını karşılayabilmektedirler. Ek olarak yemeğe tuz eklemek birçok rahatsızlığı beraberinde getirebilir.

Obezite; beden kitle indeksinin 30-34.9 kg/m2 arasında olması kişinin aşırı kilolu olduğu göstermektedir. Fazla kilolu kişilerde damar içi yağlanmalar zamanla damarı tıkamaya başlamaktadır. Vücut hücrelerinde toplanan fazla yağ kişide kronik rahatsızlık oluşumunu kolaylaştırır.

Diyabet; şeker hastası olan bireylerde hipertansiyon oluşma riski sağlıklı bireye göre daha fazladır. Şeker hastalığı damar içinde yapısal değişikliklere neden olmaktadır. Damarların zamanla sertleşmesi hipertansiyon oluşumunu kolaylaştırmaktadır.

Sigara kullanımı; sigarada bulunan zararlı maddeler damarların kalınlaşmasını neden olmaktadır. Damarın kalınlaşmasıyla birlikte elastikiyet bozulur ve damar duvarına yapılan basınç artmaya başlar.

Beslenme yetersizliği; hipertansiyonu en çok tetikleyen nedenlerden biride yanlış beslenmedir. Son yıllarda artan hazır yiyecek tüketimi kişilerde yağ artışına neden olmaktadır. Fazla yağlı beslenme şekli kan basının artmasına ve böylece hipertansiyona zemin hazırlıyor.

Hipertansiyon Belirtileri;

Hipertansiyon yıllarca belirti vermeden damarların harabiyetine yol açabilmektedir. Kan basıncının yükselmesine bağlı olarak şiddetli baş ağrısı, nefes darlığı ve baş dönmesi görülebilmektedir. Belirtileri hissederseniz doktorunuza başvurmanız doğru olacaktır. Ayrıca;

  • Burun kanaması
  • Kulak çınlaması
  • Halsizlik
  • Göğüs ağrısı
  • Kalp çarpıntısı
  • Aktivite sırasında zorlanma gibi şikayetler ortaya çıkmaktadır.

Hipertansiyondan Nasıl Korunulur ?

  • En önemli olan husus su tüketimidir. Günde en az 2,5 litre su tüketmeye özen göstermelisiniz.
  • Egzersizleri aksatmamalısınız. Kendinizi yormayacak şekilde günlük 40-45 dakikalık yürüyüşler kan dolaşımınıza destek olacaktır.
  • Fazla kilolardan kurtulmak için çaba göstermelisiniz. Gerekirse bir uzman yardımı alabilirsiniz.
  • Aşırı yağlı ve karbonhidrat değeri yüksek olan gıdaları en az seviyede tüketmelisiniz.
  • Sigara ve alkolden uzak durmalısınız.
  • Sakin ve stressiz bir yaşam sürme özen göstermelisiniz. Gerekirse bir uzmandan yardım alabilir veya stresle baş etmek için kendinize hobiler edinebilirsiniz.

2. HİPOTANSİYON (DÜŞÜK TANSİYON) NEDİR ?

Hipotansiyon kan basıncı değerinin 90/60 mmHg ve altında olması olarak kabul edilmektedir. Fakat tansiyonun bu değerler aralığında olması her zaman hipotansiyon hastalığının var olduğu göstermemektedir. Kişinin beslenme şekline ve genetik yatkınlığı gibi faktörlere bağlı olarak normal değeri olarak da kabul edildiği istisnalar vardır.

 

Hipotansiyon Nedenleri;

Tansiyonun düşmesine sıcak hava, vücudun susuz kalması stres veya açlık gibi faktörler neden olabilmektedir. Bunun dışında uzun süren tansiyon düşüklüğünün farklı nedenleri olabilir;

  • Dehidratasyon (vücudun uzun süreli susuz kalması ve su kaybetmesi)
  • Kalp krizi ve kalp yetmezliği
  • Kalp kapağı rahatsızlıkları
  • Merkezi sinir sistemi rahatsızlıkları
  • Tiroid hastalığı
  • Enfeksiyon
  • Diyabet
  • Anemi
  • Kullanılan bazı ilaçlar

Hipotansiyon Belirtileri;

  • Bulanık görme
  • Baş dönmesi
  • Bayılma
  • Mide bulantısı
  • Yorgunluk ve halsizlik
  • Soğuk ve terli cilt olarak sıralanmaktadır.

Hipotansiyon bayılmaya neden olduğu durumlarda şok tablosu görülme riski oluşmaktadır. Böyle bir durumda en yakın sağlık kuruluşundan yardım istenmelidir.

Hipotansiyondan Nasıl Korunulur ?

  • Mümkün olduğunca stresten uzak durmalısınız.
  • Günde en az 2,5 litre su tüketmeniz damarlarınızın elastikiyetini koruması için oldukça önemlidir.
  • Alkol ve sigara tüketimini bırakmalısınız.
  • Uzun süreli aç kalmamalı ve mutlaka ara öğün tüketmelisiniz.
  • Oturur veya yatar pozisyondayken ayağa kalmak için yavaş hareket etmeli, ani hareketlerden kaçınmalısınız.

Hipertansiyon ve hipotansiyon kişilerin tek başlarına tedavi edemeyecekleri rahatsızlıklardır. Yaşam standartlarınızı düzenlemek sizin elinizdedir ancak muhakkak doktor kontrolünde olmalısınız.