Özgüven, kişilerin sosyal yaşantılarını olumlu/olumsuz etkileyebilen bir kavramdır. Kişiler arası ilişkiler, okul veya iş hayatı, aile yaşantısına etki ederek yaşam kalitesini değiştirmektedir. Sık sık dile getirilen özgüven eksikliği kişilerin hayatta farklı alanlarda başarısız olmalarına neden olmaktadır. İş hayatında kendisine verilen bir görevi istenildiği şekilde tamamlayamama tedirginliği, okulda sınıf karşısında yapılacak olan sunumun korkusu ve henüz küçük yaşlarda başlayan çay bahçesinde veya restoranda bir bardak suyu istemekten çekinme durumuyla sıklıkla karşılaşıyoruz. Özgüven eksikliğini ilkokulda okuyan bir öğrencide görebildiğimiz gibi iş hayatına atılmış olan bir erişkinde de görebilmemiz mümkündür. Bu durum çocukluk veya ergenlik çağlarında geliştirilemeyen bir özellik olabilir ya da özgüveni yüksek olarak kendisini yetiştirmiş ancak yaşadığı travmalar nedeniyle özgüven eksikliği yaşamaya başlamış kişilerle de karşılaşmamız oldukça mümkündür.

Özgüven kavramı doğuştan sahip olunan veya asla değiştirilemeyen bir kavram değildir. Kişiler doğdukları andan itibaren çevresel faktörlerinde etkisiyle kimliklerini oluşturmaya başlarlar. Aile yaşantısı, anne-baba ilişkisi, sosyoekonomik durum ve kişilerin zeka düzeyleri de etkili olmaktadır. İlk başta kişinin kendisinin farkında olmasıyla başlamaktadır. Kendini tanıma, sevme ve kabul etmek özgüveni yüksek bireyler olmak için önemli olan adımlardır.

Çocuklarda Özgüven Gelişimi

Doğumdan itibaren özelikle ilk bir yıl içerisinde bebeklerin ebeveynleriyle arasındaki güven duygusu oldukça önem taşımaktadır. Çocuklar doğdukları andan itibaren vakitlerinin çoğunu anne-babalarıyla geçirirler. Dolayısıyla ebeveynlerini rol model alan çocuklar hayatta karşılarına çıkabilecek türlü zorluklarla başa çıkmayı küçük yaşlarda öğreniyorlar. Küçük yaşta özgüven gelişimini sağlamak için neler yapılabilir;

•   Öncelikli koşul, karşılıksız sevgidir. Her ne olursa olsun sevildiğini bilmesi çok önemlidir. Odasını toplamasa da, istediklerini ağlayarak yaptırmaya çalışsa da veya yemeğini bitirmeden masadan kalmak istese de sevildiğini bilmelidir. Sevginin gücünü hissetmesi aynı zamanda güven duygusunun da gelişmesi katkıda bulunacaktır.

•   Güven duygusu en az sevginin gücü kadar kıymetlidir. Kendisine güvenildiğini hissederse aldığı sorumlulukları kolaylıkla yerine getirebilir. Oyuncaklarını kendisinin toplayabileceğini söylendiğinde ‘evet, oyuncaklarımı kendim toplayabilirim’ düşüncesi özgüven gelişimine yardımcı olacaktır.

•   Çocukları dinlemek, onların düşüncelerine önem verdiğimizin göstergesidir. Anne veya babanın akşam işten geldiğinde, ‘anlat bakalım bugün neler yaptın?’ sorusu çocukta ‘annem/babam gün içinde neler yaptığımı merak ediyor ve beni dinlemek istiyor’ düşüncesini oluşturacaktır. Veya ebeveynine bir şeyler anlatmak isteyen çocuğun dikkatle, göz teması kurarak dinlenmesi gerekmektedir. Bu davranış senin düşüncelerini, bana anlattıklarını önemsiyorum ve seni dikkatle dinliyorum anlamına gelmektedir.

•   Düşüncelerine saygı göstermek; parka giderken giymek istediği kıyafeti kendisi seçmesi için zaman tanınmalıdır. Kendi kendine karar verme yetisinin gelişmesi açısından önemlidir. Farklı düşünceye sahip olduğunuzda nedenini muhakkak açıklamak gerekmektedir. ‘Hava bugün biraz soğuk, elbiseni giyersen üşüyebilirsin. Bu nedenle pantolonunu giyersen üşümezsin ve böylece parkta daha fazla vakit geçirebilirsin.’

 

•   Kişisel özelliklerin fiziksel özelliklerden daha önemli olduğunu öğretmek; kilolu olması veya yüzünde leke olması önüne geçilebilir şikayetlerdir. Önemli olan nokta kişisel özellikleri ve kendini geliştirmesidir.

•   Özgüven duygusunu yerle bir eden diğer unsur ise yaşıtlarıyla karşılaştırmadır. Anne/babalar çocuklarını başka bir çocukla karşılaştırmayı ‘örnek alması’ için yapıyor olabilirler. Ancak bu düşünce şekli yanlıştır. Başka bir yaşıtıyla karşılaştırmak özgüvenini azaltacaktır. ‘Bak arkadaşın nasıl güzel bisiklet sürüyor sen hala öğrenemedin!’ Bu tavır çocukta ben yetersizim, beceriksizim düşüncesine kapılmasına neden olmaktadır.

•   Yaptığı hataları suçlayarak doğrusunu öğretmek yerine, konuşarak problemin çözümüne odaklanmak doğrudur.

•   Sorumluluk verilmesi özgüven gelişimine yardımcı olacaktır. Yemeği hazırlarken masaya bir tabağı da onun götürmesini isteyebilirsiniz. Sofranın hazırlanmasında katkısının olduğu görmek onu gururlandıracak ve ona güvendiğinizi hissettirecektir.

Özgüven duygusunu küçük yaşlarda geliştirmek için anne/babaya büyük roller düşmektedir. Çocuğun kendini değerli hissetmesi, kendisine koyduğu hedeflere ulaşabilmesi, kendi kabul görmesi ilerleyen yaşlarında hayata adapte olmasını kolaylaştırmaktadır. Peki ya erişkin bireylerde kazanılamamış veya sonradan kaybedilmiş özgüven duygusu nasıl güçlendirilebilir ?

•   Cesaretlenmek özgüven kazanmak için iyi bir yoldur. Kendinize hedefler koyun ve bu hedefe ulaşmak için cesaretlenin. Korkuların üzerine gitmek cesaret arttırmaya yardımcı olmaktadır.

•   Okumak kişinin çok yönlü gelişmesine olanak sağlamaktadır. Kitap okumak size farklı dünyalar farklı hayatlar ve farklı düşünceler olduğunu gösterecektir. Sadece kitap okumakla yetinmeyin. Dergi, gazete veya bir makale.. Ayrıca bir arkadaş ortamında konuşacak bir şeyler bulmakta kolaylaşacaktır.

•   Bedeninizle barışın. Çok kilolu olabilirsiniz aksine çok zayıfta olabilirsiniz. Bedeninizin benliğinizin önüne geçmesine müsade etmeyin. Ben çok kiloluyum/zayıfım bu kıyafet bana yakışmaz yerine bunu giymeyi seviyorum kendime yakıştırıyorum demeyi kural edinmelisiniz.

•   Kendinize dışarıdan bakın ve puan verin. Bu gözlük bana yakışmıyor, dışarı takmak istemiyorum. Yanınızdan geçen bir kişi gözlüğünüzün size yakışmadığı hakkında sizce kaç dakika düşünür ?

•  Kendinizi dinleyin. Bir ses kayıt cihazı çıkarın ve yüksek sesle konuşun. Sonrasında sesinizi dinleyin ve buna tahammül edebilin. Konuşurken yanlışlarınızı kendiniz duyun düzeltmek için çalışmalara başlayın.

•   Hayır demek için kendinizi zorlayın. İkilemde kalmak sizi karasız ve güvensiz hissettirecektir. Yapmak istemediğiniz ve size uygun gelmeyen durumlarda başkalarını mutlu etmek veya kabul görmek için evet demekten vazgeçin. Yapmak istemiyorsanız hayır demeyi kural edinin.

•   Yapılan bir araştırmada haftada 2 gün egzersiz yapan bireylerin sosyal ilişkilerinin ve akademik başarılarının yüksek olduğu saptanmıştır. Kendinize vakit ayırarak yürüyüş ve egzersiz yapın.

•   Bilmediğiniz konularda konuşmak için çaba sarf etmeyin. Unutmayın ki bilgi güçtür. Doğruluğundan emin olduğunuz konularda açıkça konuşabilirsiniz. Ancak bu demek değildir ki bilmediğin konuda konuşamazsın ! Bilmediğinizi kabul etmek ve öğrenmeye çalışmak özgüveniniz büyük bir adımdır.