Işın tedavisi olarak adlandırılan radyoterapi, sıklıkla kanser tedavisi gören hastalarda kullanılan bir yöntemdir. 1800 yıllarda keşfedilen ışınlarla birlikte günümüzde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmaktadır. Radyoterapi, kanserli hücrelerin çoğalmasını engellemek amacıyla çeşitli planlarla uygulanan bir tedavi şeklidir. Kanser hastalarının bir çoğuna radyoterapi uygulanmaktadır.

Tedavi tümörün yayılma hızına, türüne ve vücutta yayıldığı bölgelere göre uzman hekim tarafından planlanır. Ameliyatla alınması mümkün olmayan, vücudun farklı bölgelerine yayılmış veya kemoterapiye yanıt vermeyen tümör varlığında radyoterapiye başvurulmaktadır. Radyoterapi öncesinde tümör işaretlenerek hedefe yönelik tedavi uygulanmaktadır. Bu durum hastaların tedavi süreçlerini kolaylaştırmakta ve günlük yaşamlarına devam etmelerine olanak sağlamaktadır.

Radyoterapi tedavi sürecinde yalnızca kanserli hücreler değil sağlıklı hücrelerde etkilenmektedir. Ancak doğru bakım ve beslenme sağlandığında sağlıklı hücreler kendilerini daha kolay yenileyebilirler. Genellikle hafta içi uygulanan tedavide hafta sonları hastanın dinlenmesi için ara verilmektedir. Günlük ışın seansları ise işaretli bölgelere bağlı olarak yaklaşık 15-20 dakika kadar sürmektedir.

Radyoterapi Nasıl Uygulanır ?

Radyoterapi tedavisi dıştan (eksternal) veya içeriden (internal) olarak iki şekilde yapılabilir. Bazen yalnızca bir tanesi tercih edilirken bazen de her iki yöntem kullanılmaktadır. Buna karar verecek olan kişi tedavinizi planlayan uzman hekimdir.

•  Genellikle eksternal yani dıştan tedavi şekli uygun görülmektedir. Bu tedavi yönteminde hasta ayaktan tedavi olur. Belirlenen günler hastaneye giderek veya hastanede yatarak tedavi görmesi uygunsa radyoloji bölümüne giderek ışın tedavisini almaktadır. Günümüzde gelişen teknoloji sayesinde radyoterapi cihazları sağlıklı hücreleri korumaya yönelik tasarlanmaktadır. Böylece olası yan etkiler en aza indirilmiştir.

•  İnternal tedavi şeklinde ise radyoaktif implantlar veya radyoaktif sıvılar kullanılmaktadır. Yine tümör cinsine göre karar verilerek uygulanan tedavi şekillerinde, implantlar tümör içerisine veya yakın bir yere yerleştirilir. Radyoaktif implantlar yerleştirildikten sonra birkaç gün hasta özel odada tek başına tedaviye alınır. Amaç dışarıya radyasyon yayılmamasıdır ve implant çıkarıldığında hasta taburcu edilir. Kaynak çıkartıldığı için hasta radyasyon yaymamaktadır.

Radyoaktif sıvılarla yapılan tedavide ise  hazırlanan ilaçlı su hastaya içirilir veya damardan enjekte edilir. Aynı şekilde birkaç gün hastanede kalmanız gerekebilir.

Radyoterapi konusunda merak edilen konular biri hastanın etrafa radyasyon yayıp yaymadığıdır. Eksternal radyoterapi sürecinde kesinlikle dışarıya radyasyon yayılmaz. İnternal tedavi şeklinde hastanede yatılan süre boyunca hasta özel odaya alınır, taburculuktan sonra radyasyon yayılmaz.

Radyoterapi Yan Etkileri Nelerdir ?

Yan etkiler uygulanan bölgeye, verilen doza, hastanın yaşına, vücut direncine ve radyoterapi cihazı türüne bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Ancak genellikle şikayet edilen noktalar hemen hemen aynıdır.

•  Tedavi özellikle uygulanan bölgeyi etkilemektedir. Bu bölgede deride hassasiyet, kızarıklık ve kuruluk olabilir.

•  Yine bakıma özen gösterilmediğinde uygulanan bölgede güneş yanığına benzer yanıklar ve açık yaralar oluşabilmektedir.

•  Kan hücrelerini azaltarak hastanın halsiz ve yorgun hissetmesine neden olmaktadır.

•  Akyuvarların sayısında azalmayla birlikte enfeksiyona yatkınlık artmaktadır.

•  Mide bulantısı, kusma ve ishal görülebilir.

•  Uygulanan bölgede tüylerin dökülmesine neden olmaktadır. Baş ve boyun bölgesine uygulandığında saç dökülmesi de görülmektedir.

•  Ağız içinde yara oluşumuna neden olabilmektedir.

Radyoterapi tedavisi genellikle 3 veya 7 hafta şeklinde planlanmaktadır. Yalnızca hafta içi tedavi uygulanır ve hafta sonları hastanın dinlenmesi istenir.

Radyoterapi Sürecinde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

1. Radyoterapi sürecinde istirahat etmeye özen göstermelisiniz. Dinlendiğiniz zaman kan hücreleriniz ve vücudunuz daha kolay toparlanacaktır. Tedavi sona erdikten birkaç hafta sonra yorgunluk şikayetleriniz bitecektir.

2. Dökülen tüy ve saçlarınız tedavi bitiminden sonra kısa süre içerisinde tekrar çıkacaktır.

3. Kilonuzu korumaya çalışmalısınız. Kilo vermek vücut direncini düşürür ve yorgunluğunuzu arttırır. İştah kaybı olduğu durumlarda mutlaka doktorunuzla görüşmelisiniz.

4. İç çamaşırlarınızın pamuk olmasına, terletmemesine dikkat ediniz.

5. Güneş ışınlarından korunmalısınız. Kremlerin içeriğinde bulunan parfüm ve kimyasal maddeler cildinizin tahriş olmasına neden olabilir. Bu nedenle mutlaka doktorunuzdan yardım alınız.

6. Cildinizi parfüm, deodorant ve kimyasal içerikli ürünlerden korumalısınız.

7. Ağız bakımını ihmal etmeyiniz. Bu süreçte iyi beslenmeniz oldukça önemli. Yumuşak fırçalı diş fırçası ve içeriği temiz olan diş macunlarını kullanmalısınız. Gün içinde yemek yedikten sonra mutlaka tuzlu su ile ağzınızı çalkalayınız.

8. Yutmada zorluk yaşıyorsanız küçük lokmalar veya püre şeklinde besinler tercih edebilirsiniz. Acı ve baharatlı gıdaları tüketirken aşırıya kaçmamalısınız.

9. Tedavinin uygulandığı bölgeyi sıkan ve terleten kıyafetleri giymeyiniz. Mümkün olduğunca pamuklu, sıkmayan, geniş giysiler tercih etmeniz doğru bir tercih olacaktır.

10. Kan değerlerinizin dengede tutmak için protein ağırlıklı beslenmeye özen göstermelisiniz. Un, şeker ve kapalı gıdalardan uzak durulmalıdır. Menünüze mutlaka balığı ekleyin, haftada 2-3 kez balık tüketmeye çalışın. Kahvaltınızı kuvvetli yapmalı ve mutlaka yumurta yemelisiniz. Ara öğünlerinizde 1 kase yoğurt tüketmeyi ihmal etmemelisiniz.

11. Günde en az 2 porsiyon sebze ve meyve tüketin. Tüketmeden önce muhakkak sirkeli suda 15 dakika kadar bekletmelisiniz. Aksi taktirde bakteri veya parazitler yoluyla kolaylıkla vücut direnciniz düşebilir.

12. Hücrelerin kendini yenileyebilmesi için suya ihtiyaçları vardır. Günde 2,5-3 litre su içmeye özen göstermelisiniz.

13. Kendinizi iyi hissettiğiniz günlerde kendinizi yormadan 20-30 dakikalık yürüyüşler yapmalısınız. Kısa yürüyüşler dolaşımınızı hızlandırarak daha çabuk toparlanmanıza olanak sağlar ve aynı zamanda psikolojik olarak rahatlamanıza büyük katkıda bulunur.